Felsefe---Kişisel Gelişim---Genel Kültür---Sanat---Edebiyat---Yaşam---Müzik---Dostluk---Gündem

21 Şubat 2009 Cumartesi

TAŞINDIK !!!!

SEVGİLİ OKURLAR VE DOSTLAR, BUGÜN İTİBARİYLE BLOG AŞAĞIDAKİ YENİ ADRESİNE TAŞINMIŞTIR. YENİ YAZILAR ARTIK YENİ BLOĞA YÜKLENECEKTİR,BU NEDENLE RSS READER ve BLOGROLL AYARLARINIZI DÜZENLERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM.

YENİ ADRESİMİZ:
http://www.arzukaner.net/


SEVGİLERLE ! :-)
ARZU

20 Şubat 2009 Cuma

Yine, yeni, yeniden ! :-)

Uzun zaman sonra yeniden merhaba ! :-)

Artık bloğu taşıyoruz ve wordpress altyapısı ile devam edeceğiz. :-) Yeni adresimiz: www.arzukaner.net
Ve elbette wordpress’te bir hayli yeni olduğumdan henüz tasarım ve altyapı tamamlanmadı, yavaş yavaş vakit buldukça düzeltmeler yapıyorum.

Öncelikle sürekli email yazan blog takipçileri ve dostlara cok teşekkur etmek istiyorum. Hayat böyle birşey işte, bazen araya duraklama dönemleri girebiliyor. Herşeyi bir arada yapabilmek kimi zaman mümkün olamıyor. Bu olay aslında biraz ruh hali, biraz işler, biraz da memleketin durumu ile alakalı. Amerika’nın, Rusya’ya aba altından sopa göstermek istemesi ve dünyanın en nüfuzlu birkaç ailesinin servetine servet katması için yaratılan bu yapay krizden hepimiz nasibimizi aldık çok şükür :-) Herkeste bir korku oluştu ve bireysel olarak harcamalar durduruldu, kurumsal olarak da yapılacak uzun vadeli projeler şimdilik askıya alındı. Ülkemizde ışık hızıyla değişen gündeme ayak uydurmak artık imkansız bir hal almaya başladı, bu nedenle biz Türkler yurtdışında sıkılıyoruz zaten :-) Çünkü sürekli hareket, değişen gündeme vesaire alışmışız bir kere, yapacak birşey yok maalesef :-) Zehiri almışız yani artık kurtuluş yok, huzur ve sükunet bize göre kavramlar olmaktan çıktı.


Yurtdışında yaşayanlar bilirler, bizim insanımız gerçekten çok başkadır. Yaşadığımız belalı coğrafyalar, tarihsel geçmişimiz ve bir türlü tatmin olmayan güçlerin üzerimizde oynadığı olaylar nedeniyle, sebatkar ve dayanıklı ve bir o kadar da unutkan bir toplum olduk çıktık. Aslına bakarsanız unutmak bir taraftan iyi, bir taraftan kötüdür. Mesela depremi unutmak ve yeniden sallapati yaşamak ve hatalara devam etmek bir bedele malolur. Ama yaşanılan kötü psikolojileri unutmak da aslında bir ilaç gibi yola devam ederken daha dayanıklı olmamıza yardımcı olur. Mesela kişisel ilişkilerde yenilen darbelerin her birini dünmüş gibi hatırlayıp acı çekseydik, herhalde yaşama devam etme gücünü zor bulurduk.


Velhasıl, bizim insanımız bir başkadır. Yurtdışında bulunduğumuz yıllardan sonra, bu ay memlekete kesin dönüş yapmaya karar verdik ve geldik. Ve bu geçen yıllarda, insanımızın kıymetini kat be kat anlayarak geldik. Sokaklarımız bile cıvıl cıvıl, insanlarımız sıcacık. Allahtan ki dış güçlerin sürekli bozmaya çalıştığı temel aile yapımız ve temel ahlaki toplumsal karakterimiz halen büyük ölçüde devam ediyor.


Gurbet psikolojisi denen şey, dışarıdan anlaşılabilecek birşey pek değil. “Ben dünya insanıyım, ben her yerde yapabilirim!” safsatalarım, bir yere kadar devam etti. Istanbul’un her fotoğrafını gördüğümde gözlerim yaşlanmaya başladığında, benim gibi sıkı tabir edilebilinecek bir rock müzik dinleyicisinin bile, memleketten uzak olmanın verdiği psikolojiyle, yurduma ait her tarzdan şarkıyı içim sızlayarak zevkle dinlemeye ve bağıra bağıra söylemeye başladığımda, kendimi sanki annesinden ayrılmış küçük bir çocuk gibi mahzun hissetmeye başladığımda, o zaman kararımı yeniden sorgulamaya başlamanın zamanının geldiğini anladım. Hani bir misafirliğe gidersiniz ama hemen kalkmanız gerekiyordur ve kanepenin ucuna eğreti oturursunuz. Yurtdışında olmak böyle birşey, evinizden uzaksınız ve kanepe kenarında eğreti oturur gibi yaşıyorsunuz, her an kalkıp gidecekmişcesine, şöyle arkanıza yaslanıp koltuğa gömülüp oturmadan...Ama kısa süreli gezilerde bunu anlayamıyorsunuz, uzun zaman yurtdışında kalmanız gerekiyor. Karar vermek kolay olmadı, seçim yapmak gerekiyordu : Para mı vatan mı? Buna kesin karar vermek için, önce memlekete geldim, havasını içime çektim doya doya. Trafiğini bile özlemişim desem inanır mısınız ? Trafikten ve karmaşadan bunalanlara önerim, arada biraz yurtdışına çıksınlar :-) Çünkü neyi özleyeceğinizi inanın tahmin dahi edemiyorsunuz. Türkiye’de krizin etkilerini yaşayan çevremdeki neredeyse herkesin, yurtdışına geri dönmemiz gerektiği konusundaki ısrarlı baskıları arasında, biraz da deli cesaretiyle, herşeye boş vererek mutluluğu seçtik ve nihayet Şubat ayında kalmaya karar verdik. Üstelik başka ülkelerden gelen, başka başka teklifleri de reddederek karar verdik. Arkamızda, uzun yıllar çalışsak da Türkiye’de zor alacağımız maaşları terkederek hem de, vatanımızı seçtik. Bütün bu karmaşa arasında da, ne blog ne de başka birşey gözüm görmedi bile. Kendi kafasını toparlayamamış birinin o sırada yazmasını ve paylaşmasını da pek doğru bulmuyorum zaten . Artık daha sık yazmaya çalışacağım, yeni kurmaya çalıştığım hayat düzeni izin verdiği sürece :-)


Paranın satın alamayacağı ve bir şey ifade etmediği çok durum var ve bu durum da işte onlardan biri. Hayatım boyunca hep bazı kararlar verdim ve sonra da sonuna dek arkasında durdum, hiç sızlanmadan, hiç “keşke” demeden. Riske girdim ve bu cesaret bana her zaman birşeyler kattı, korkusuz yaptı. Yine korkmuyorum, yine yeni yeniden bir hayat başlıyor benim için. Vatanımı kucaklıyorum, o da beni kucaklayacak mı hiç bilmiyorum. Ama asıl önemli olan şey şu, artık evimdeyim ! İnsanın evi gibisi yok hakikaten :-)


Hoşgeldim ! :-)


Not: Bazı mimler gönderilmiş, aklımda, yazacağım :-)


 
design by suckmylolly.com